Camotes – Danao – Cebu

Danao Iskele

Camotes’de kalirken mutlaka gunu birligine Cebu’ya gitmek isterseniz.

Gereksinmelerinizin buyuk kismi ve bazi unuttuklariniz oradadir. Akliniz yine AVM’ler de kalmistir. Daha iyi bir spor ayakkabi, daha rahat ve havadar giysiler, bazi yiyecek ve icecekler icin yine kendinizi Cebu City’de bulursunuz. Ozellikle sabah kahvaltilarinda alistigimiz peynir ve zeytin, bal burada yok. Onlari Cebu’dan temin etmek ise cok kolay.

Mesela Virgin olive oil 500 ml Made in Greece buldum ve hemen cantama attim.Sabah kahvaltilarimizda kizarmis tost ekmege banarak, hasret giderecegiz.

Zeytinyaginin turlu yararlarindan madur olmayacagiz. Burada palm ve coconut oil disinda bir yag yok, ithal tereyaglar da rezalet. Cebu’da bizim marketlerde bulunan tum Arjantin, Sili ve Guney Afrika saraplari mevcut. Inanamayacaksiniz ama dortde bir fiatina raflari susluyorlar !  500 ml zeytinyagi ise 250 Peso’ya aldim, bizdekinin yarisi fiat.

Hergun Camotes Conseleo’dan Danao’ya gunde 4 kez Feribot kalkiyor. 2 saatde Danao’dasiniz.Sabah05.30 a binip, aksam 05.30 da donmenizi oneririm. Danao’dan ister minibusle ister taksi ile Cebu’ya 45-60 dk da ulasirsiniz. Taksi fiatai 500 Peso, minibus ise 30 Peso. Gece 19.30 da karanlikda Camotes Conseleo’ya donmus olursunuz. Iskelede sizi taksi-motobikelar karsilar ve sizi resortunuza  150-200 (2 kisi)Pesoya getirirler. Sansliysaniz sepetli 3 tekerli bir motorsiklete de binebilirsiniz..

Danao DAGLARI

Danao iskelede Balik Tutan Cocuklar

“Arthur Schopenhauer kotumserden cok bir Budist’ti ve varolusun tumuyle istirap cekmek oldugu konusunda hemfikirdi. Ama Buda gibi o da son tahlilde bunun onemli olmadigini dusunuyordu cunku siradan dunya bir yanilsamadan ibaretti. Gercekten gercek dedigi tek sey istencti.- bundan kasti da her seyin surmesini saglayan kör, akla aykiri, hedefsiz guctu. Istenc asla ölmez, yok edilemezdi, onun icin ölüm olayi da yoktu cunku olaylar gorunusler dunyasinda gerceklesiyordu.”*

Tv’nin ve Internet’in olmadigi birAda koyunda, yaninizda getirdiginiz bazi kitaplarin etkisi altinda dogada olanlari seyreder bulursunuz kendinizi. Bir isik kaynagi etrafina ususen ucan yaratiklari avlamak icin bekleyen kertenkeleler ilk ilginizi ceken yaratiklardir.  Onlarin da kedi yavrulari tarafindan avlanip citir citir yendiklerine daha da cok sasirirsiniz. Asil sasirtici olay sabah kahvaltisinda,  ahsap verandanin tavanindan sarkan tarantula yavrusu bir orumcegin bir serce tarafindan nasil da avlandigi olur. Ekmek kiriklari ve bugdaydan baska bir sey yemez  bildigimiz serce, koca orumcegi bir kac kere sarstiktan sonra besinci saldirida yakalamayi basardi ve onu duz bir dam ustune surukleyerek once bacaklarini sonra kafasini ve de sonra karnini afiyetle yedi. Anladim ki serceleri soysuzlastiran bizim onlara ekmek kirintisi ikram etme aliskanligimiz. Bir kez daha boceklerin tum yasam zincirinde ne de onemli yerde olduguna sahit oluyordum. Bir koca bocegin kucuk bir kus tarafindan avlanip, parcalanarak yok edilisi doganin ne de vahsi ve acimasiz yuzunu sergiliyor. Ölümü, katili ve kurbani gözler önüne getiriyor, akli zorluyor. Bir taraftan da Santiago Bay’in muhtesem turquoise renkleri ile donanmis cennet goruntusu, iki zitligi, guzellik ile dehseti kafamda catismaga zorluyor. Isin icinden cikamiyor, bilinmezlere dalarken, “suny side up” yumurtami yemege calisiyorum. Bir kusun(tavugun)  cogalmak amacli eylemi sonucu binbir gucle cikardigi ve cikarirken de gidaklama cigliklari attigi o türün devamliligi icin zincirin onemli bir halkasi  o yumurta tabagimda palm oil icinde pismis kizarmis olarak bana sabah ziyafeti oluyor…

Neler oluyor? Bilmek güc…

“Insanoglu/kizi  hep cocuktur ve hic bilemezdir ve hep oyle kalacaktir.

-Doga’nin kucaginda esirgenmislik ve doyurulmuslukla yasanan esenlik/ektazi hali, cennet yasantisi.

-Yine doga’nin bogucu ve parcalayici ogutuculugunde cildirtici, kiyici dehset ve cehennem yasantisi.

Bu iki zit durum insan’in maddeye teslimiyeti ile, bireysel bilinclilik’ten vazgecmesiyle birliktedirler, anacil va anakac eylemliklerin baslangicini olustururlar.” **

Tam bu satirlari okurken bangolowumun netine bir kac ates bocagi konuyor. Net onlarin da iceri girmesini engelliyor ama isil isil sinyalleri yanip sonerek odaya doluyor. Bu isik beni bastan cikartmak icin mi? Yoksa kendisini avlamaga hazir bekleyen kertenkelelere bir davet mi? Gelin buradayim beni karanliga ragmen  kolayca bulun ve yutun. Her ikisi de veya hic biri. Karanlikta oyle de guclu parlayan bu fosfor rengi isiltiyi, Koh Samui adasinin Chaweng sahillerinde  dalgalarin  surukledigi, tek hucreli  planktonlarin isiltisiyla benzestiriyorum. Ayni veya benzer biyolojik aygitlar ve bende biraktiklari hayret izlenimler daha pek cok kisiyi etkilemis olsaydi sonuclarini da gorurduk. Mesela bu yaratiklarin cokca uretilip bir kafes veya akvaryum icinde evlere sus olarak nasil da pazarlanmadiklari gibi. Hayvanlarin bu denli ticari malzeme olduklari gunumuzde bu da arada kaynamis, atlanmis. Soyle bir reklamla yakinda karsilasabilirsiniz: “Artik evinize cevre dostu isik kaynaklari ile romantik bir aydinlanmaga ne dersiniz? Ticari bir matah icin mi? Her nedense gözlemlediğimiz olaylara mutlaka sebep-sonuç iliskisi içinde bakmaga şartlandırılmış olarak dusunur haldeyizdir. Bu boyleyse, oyleyse, su nedenle, su olsun diye. Sanırım gösterinin kendisi koca bir fotoğraf ve tamamını hic bir zaman göremeyeceğiz. Keyfini çıkarıyor olmalıyız.

 

*  ( Nietzsche öldü – T. Catheart )

**  (Deli Dumrul’un Bilinci- M. Bilgin Saydam)


					
Advertisements

About JEA

Istanbul / TURKEY
This entry was posted in Living in an island. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s