CAMOTES

 

28 w pregnant

Rivayet o ki portekizli gezgin denizciler buraya ilk geldiginde kiyida gordukleri yerlilere bu ada ne adasi diye bagirarak sormuslar. Onlarda o sirada topraklarina patates ekmektelermis ve soruyu ne ekiyorsunuz diye anlayinca, CAMOTES diye bagirmislar.
(Camotes, burada patates demek.) Boylece ilk haritalarda bu adalar Camotes diye adlandirilmis. Dort adadan olusmus bir takim olup, en buyuk iki ada Pacijan ve Poro’dur.

Filipinlerin tarihcesine bir goz attiginizda bu adalar icin, okyanus ve yelkenli onemli sembollerin basinda gelir. Son buzul cagini yasayan insanlarin, sailboatlarla(yelkenli)
yasamlarini kurtarma pahasina ilk gocleri, bu adalarin ilk kesfini gerceklestirmistir.
Tarih boyunca da hep denizciler bu adalara ulastikca, yeni yasam kolonileri olusturmuslardir, yeni ticaret kapilari acmislardir. Cinliler, Endonezyalilar, Malaylar, Ispanyollar, Portekizliler, Ingilizler ve de Amerikalilar. Yuzyillar suren din savaslari bu adalarda da gerceklesmistir. Magellan hayatini bu adalarda kaybetmistir, bir milliyetci tarafindan oldurulmustur.(Lapu Lapu) Portekiz ve Ispanyollar hiristiyanligi tasirken, yine Endulusler, Endonezya ve Malaylar Islamiyeti bu adalarda egemen kilmak istemislerdir. Sonuc olarak daha cok kilisenin bulundugu hiristiyan nufusun cogunluk olusturdugu bir toplum gorunumune sahiptir. Lisanlarinda ispanyol ve malay kelimeler cogunluktadir. Gitar yapmak ve calmak cok populerdir. Ticaret cinlilerle baslamis ingilizlerle gelismistir. Son yuzyil iliskilere USA agirligini koymustur.

Bugun Camotes, Bali adasi ile rekabete girebilecek guzellikte turistik bir ada olma yolundadir. Cevre temizligi ve guzelligi ogrenci duzeyinde islenmekte ve adalar adeta milli park gorunumune kavusturulmaktedir. Karayollari boyunca ilerlerken kendinizi adeta bir botanik park icinde sanabilirsiniz. Yasli agaclarin ismi ve yasi bir tabela uzerinde yazili olarak agaca ilistirilmis gorursunuz. Agac olmayan tarim arazilerinde de zumrut yesili pirinc ve misir tarlalari kolayca goze carpar. Cok guzel koy ve plajlar turquoise renkleri ile denizler enfes resimler olusturabilecek ozelliktedir.

Camotes, Pacijan’da sonunda bir kiralik motorsikletimiz oldu ve ada turunu gerceklestirdik. Plaj ve tarim alanlarini dolastik, Lake Danao Park’a ulastik.Yolda coban ve tarim insanlari ile karsilastik. Okul onlerini temizliyen ogrencilere, mahallelerinde toplanmis yerli halka, agaclarda oyun oynayan cocuklara kamera dogrulttuk. Bizde kucukler buyuklerin elini oper, burada da benzer bir gelenege sahit olduk. Karsilastigimiz bazi cocuklar elimizi alip alinlarina goturduler. Bunu tanistigimiz bazi ailelerde de yasadik, sanki op amcanin elini der gibi cocuklarini tesvik ediyorlar, buyuk birine bir cesit saygi gibi. Bu bir el opme degil, cunku opmek eylemi burada yok, el alna gidiyor fakat rituel ayni bizdeki gibi, buna ne isim verilir bilemedim. Cok genc yasda evlenip cok cocuk yaptiklari dikkat cekici, tanisip da daha cocuk sandigimiz pek cok kisi, anladik ki ya anne ya baba. Tanistigimiz genc bir aile yine 3 cocukluydu ve bizim Turkiye’den oldugumuzu anlayinca bize “arkadas” diye hitap etti. Arabistan’a calismak icin gittiginde orada Turk arkadaslari olmus ve bazi turkce kelimeler ogrenmis. Karisi da iki kuzenim su anda Istanbul’da dedik. Evet artik Turkiye’de cok Filipnli var diye karsilik verdik, sasirmamis gorunmege calistik. Ayrica yolda yuruyuse cikmis 7 aylik gebe pembe semsiyeli genc bir hanima rastladik. 22 yasindaydi fakat 3.ye hamileydi. Eksersiz olsun diye ben hep boyle yururum dedi. Iyi bir ebesi veya doktoru oldugu kesindi. Cok dogru olan bir sey yapmaktaydi.Gunesden de nasil korunacagini cok iyi biliyordu. Ona kendim hakkinda hic bir sey soylemedim, onu sadece tebrik ettim.

San Isidro’dan gecerken tarihi agacdan yapilmis bir eski evi gorduk. Ormanda inek derisini agaca gerip, alevlerle kurumasini saglayan ve kavuran bir genc gruba rastladik. Anladiklarimiz dogru ise bir cesit fume faslindan sonra bu deriyi suya atip sismesini sagliyorlar, daha sonra da iskembe gibi kaynatip yiyorlarmis! Buraya ozgu bilmedigimiz pek cok beslenme aliskanliklari var. Sabah kahvaltilari da cok farkli, adeta bir yemek fasli yasaniyor. Adada ne dogal gaz ne de tup gaz var, hindistan cevizi kabuklarinin yakildigi mangallarda veya ince dallardan kesilmis odunlarla yanan ocaklari var. Sabah olunca tum evlerden, avlulardan dumanlar yukselmege basliyor. Yayilan duman kokusuna et kokulari karisiyor. Duman kokusu da bildigimizden pek farkli, adeta havayi buyulu kilan degisik baharatlarin taze dallari tutsu edilmiscesine farkli ve bu ocak gun boyu aktif tutulmaga calisiliyor. Tahmin ediyorum muhtemelen en katil yaratik sivrisineklerin de kaciricisi oluyor. Yol boyu bir mahalle veya kucuk yerlesim bolgesine yaklastiginizda bu kokular sizi karsiliyor. Bu guzelim dogada temiz havayi katlediyorlar diye bu konuda cok muhalif dusunmeme ragmen, doz ayarlamalarinin olculu oldugu ve hakli gerekcelerinin de varligi ortaya cikinca bu konuda anlayis sahibi olabildim. Ozellikle sivrisinekler Dunya’nin bu bolgesinde Japon ensafaliti ve Dang hummasi viruslerinin insandan insana tasiyicisi. Guney-Dogu Asya bolgesinde onbinlerce insanin olmesine neden oluyorlar. Japon ensafalitinin asisi var. Eger burada bir aydan fazla kalacaksaniz oneriliyor ve gelmeden bir kac ay once yaptirmak zorundasiniz. 3 asamada yapilan bir asi olup maliyeti HPV asisi kadar ve de koruyuculugu % 70. Dang hummasinin ise asisi yok. Sivrisineklerden iyi korunacaksiniz. Onlar sizi mutlaka bir yerde bulup yakaliyor, ne kadar az yakalanirsaniz o kadar iyi. Sinekle beslenen bol kus cesiti var, ayrica minik kertenkeleler bolca ve de yasam unitenize mutlaka dahil olyorlar. Onlardan sakin urkmeyiniz. Cok sevimli yaratiklar olup, evinizde sinek ve bocek temizligi yapan cok sadik dostlardirlar. Evin daminda olup evin icine girmeyen meshur bir de Gekko vardir. Muthis oter, bahcenize koca bir tuhaf kus geldi ve o otuyor sanirsiniz. O da cok zararsizdir, iri bir kertenkeleye benzer. Cok daha irisi de Iguana olup, ormanda veya yolda mutlaka rastlarsiniz. Soguk bir durususu vardir. Eve girebilen asap bozucu koca kakalaklar da buralarda cokturlar, malum Dunya’nin her yerinde vardirlar.

Bugun adanin en unlu yemegini “otanbisaya” yedik. Bir cesit sebze corbasi. Icinde yonca yapraklarini andiran, ama ot olmayip bir agacdan toplanan yapraklarla ozellik kazanan, bal kabagi, bamya, teze fasulye, biber, mantar ve domates iceren bir turlu karisik corba. Bu corbayi once San Francisco’da bir lokantada, aksam olunca da resortda kasikladik. Resortadaki balik eti ile zenginlestirilmisti. Her ikisi de lezizdi. Bugun hafta sonu oldugundan cok yerli misafir olup, yemekler erkenden supurulmustu. Yemek olmayinca en iyi secenek otanbisaya’dir. Yapimi da cok kolaydir. Pazarlarda sebzeler yikanmis ve doranmis olarak bir posetde bir tencerelik satilmaktadir, tek yapacaginiz kaynar suya bunu boca etmektir. Yag ve tuz ilavesine gerek yoktur. Hazirda et suyunuz varsa ilave edilebilir, yerken soya sos eklemek tuzun yerini alir, acili severseniz taze sivri biber de dogramaniz gerekir. Yonca tarzi yapraklari mi nereden bulacagiz, bunlar pazarda satilmiyor, cunku yol boyu bu agaclar bizdeki akasyalar kadar bollar oradan taze taze temin edebiliyorsunuz.

Advertisements

About JEA

Istanbul / TURKEY
This entry was posted in Living in an island. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s