TARIM TOPLUMUNUN SONU MU ?

12 bin yıl önceye ait Göbeklitepe bulguları, avcı toplayıcı toplumdan, tarım toplumuna geçişin mutant bir buğdayın keşfiyle gerçekleştiğini destekliyor. Tohumlarının dağılamaması ve başak olarak kalması bir genetik bozukluktu. Bu hastalık, bu enerji dolu tahılı, kolay toplanabilir ve depolanabilir yapmıştı. Tarımla birlikte, daha kolay beslenen insanlar daha verimli düşünür, daha çok çalışır ve üretir oldular. Ticareti geliştirdiler, güçlendiler, çoğaldılar. Çelik, barut, silah keşfettiler. Hemen arkasından fetihler, savaşlar geldi. Çok çoğaldılar, çok savaş çıkardılar, çok kirlettiler. Planeti, çevreyi değiştirebilen korkunç bit tür haline geldiler. Hızlı geçiş, türümüzün sonunumu getiriyor ? Ömer Madra’nın dediği gibi son 35 yılda mıyız ? Stephan Hawking’in düşündüğü gibi son yüz yıl mı ? bir an önce başka yıldızlarda koloniler mi kurmalıyız ? Her yıl yüzlerce hayvanın soyunun tükendiği bu planetde sıra bizim türümüze mi geliyor ? Acaba avcı toplayıcı kalmağa devam etseydik, soyumuzun tükenişi gecikir miydi ? Soyumuzun tükenip tükenmeyeceği tartışıla dursun, tarımın sonuna geliyoruz, bu kesin.  Artık kahve, kakao, üzüm başta olmak üzere pek çok tarım ürünün üretimi düşüyor, tüketimi ise artıyor. Geçen yıl Güney Amerika’da bile, başta Şili olmak üzere üzüm rekoltesi yarı yarıya düştü. Yarı tropikal iklime geçmekte olan ülkemizde de durum farklı olmayacaktır.

karanlik

Eşik aşılmıştır, geri dönüş olanaksız görünüyor.

Posted in Living in an island | Leave a comment

YILANLI EV

image

Son on yılda bag evlerinde artiş yaşanıyor.

Ada sit alanı kabul edildiginden ev yapmak zor sartlara baglı olmasına

ragmen, adeta bir gizli tesvik de var. Insaat sektorunun faal olması ekonominin

saglikli islemesinde onemli. Fakat cok sayida bag evi malesef aktif degil.

Yasayanlari olmayan evler ne kadar evdir? tartisilir. Pek cogu yazlik olarak

kullaniyor. Bir o kadari da terk, yazin da geleni yok. Ciftlerden kadın olani

genelde adayi ilk terk eden oluyor. Biri vefat ettiginde de eve

huzun cokuyor ve evi gelinesi olmaktan cikariyor. Genc nesil de daha

hizli yasami, gece eglencesi olan yoreleri tercih ettiginden adadan kolayca

kopuyor. Ada, huzuru arayan emeklilere kaliyor haliyle.

 

Bag komsum, biliyor musun? yandaki eve temizlemege gelen kadinlar

ciglikla kendilerini disari zor attilar, evde yilan varmis diyor. Tam da adamina

bunlari soyluyor. Saglik takintili biri olarak adayi tercih ederken, ada ile

ilgili korkularimi deprestiriyor. Ciyan bir kere beni sokmustu, sadece acitiyor.

Fakat yilan ve akrep deneyimim olmadi. Toksitesi ve vucudumun ona verecegi

reaksiyondan habersizim. Ayrica saglik ocagi bu konuda ne kadar deneyim

ve donanima sahip emin degilim. Gelismis ulkelerde panzehir tasnifi cok

iyi yapildigindan ve de hazir bulunduruldugundan, sokmaya bagli mortalite

cok azdir. Boyle bir tatsizligin burada da nadir olacagini dusunerek kendimi

rahatlatiyorum. Sporadik bir nadir kaza olarak almak en dogrusu. Insan icin

tanimlanmis dokuz bin kadar hastaligin da pek cogunda etyoloji acik degildir.

Bilinmeyen molekuler duzeyde mikro kazalar, bir birine ekleyerek belayi

basimiza getirirler. Camotes adasinda korkulu ruyam, japon ensefaliti ve

sitmaydi. Orada kaza bir sivrisinekle geliyordu. Ac bir sinek degil! ureme

gudusuyle, bencil genlerinin emirlerine itaat eden bir disi sivrisinegin random

kurbani oluyorsun. Oysa burada kazanin sekli farkli, yilan seni hedefine

koymuyor, yilani sen cagiriyorsun. . Genelde yasanilamayan bag evleri,

hele de mahzeni varsa, alt kat adeta bir havuza donuyor. Insaati yapanlar

elestiriliyor, kotu malzeme kullanmis alcaklar, eve temelden su doluyor

diye  yakiniyorlar. Bazilari icin bu neden gecerli olabilir, bana kalirsa

neden evin iyi havaladirilamamasi. Eve nemli hava cok kolay doluyor

ve sabaha karsi hava sogudunda gaz halindeki su, siviya donuyor.  Bu

surec gunlerce, aylarca devam ettiginde, bir kac cm bazen onlarca cm

su seviyesi olusuyor. Boyle bir ev hayvanlar icin ideal barinak yeridir.

Ac kalabilirler, ama susuzluga tahammul daha zordur. Suyun olmasi

onlarin mesken tutmasinda onemli bir faktordur.

 

Surekli kalmiyorsaniz evden vazgecmeliyiz. Gecen hafta bir haber son

derece ilgincti. Guney Kore’de modern, ic dekorasyonu da konforlu bir

evi aratmayacak ozellikte cadir köyler kuruldugu ile ilgiliydi. Ne guzel,

kullandikca varlar, kullanmiyorsan mekandan kalkiyorlar. Fakat boyle

koyler bizde Toki’ye rakip olur diye fazla vergi yukuyle caydirici hale

getirilebilirler. Karavan vergilerinin ne kadar cok arttigini ve Turkiye’ de

Camping Turizm’in yok edildigini de bir yabanci forumun mesajlarindan

yeni ogrendim.

Bu aralar adada depremler yok aksi halde bir acil cadir dusunmuyor

degilim.

Belalardan uzak guzel gunler, kalin saglicakla.

 

 

Not:Yukaridaki oykunun gercek kisi ve yapilarla bir ilgisi olmayip,

yazar tarafindan sadece hikaye edilmistir.

image

 

Posted in Living in an island | 1 Comment

ADA’da DEPREM

wpid-DSC00122_PerfectlyClear_0001.jpg

Guney bati 50 km. Ege aciklarinda bir deprem buyuk puntalarla mansetlere dustu. Rapor edilen siddeti 4.7 olmasina ragmen artci sayilabilen tekrarlar basinda haber yapildikca daha buyuk siddetler telafuz edilir oldu. Onde gelen akademisyenler oncu mu artci mi tartismalarini her zamanki gibi surdurduler. Oysa Ege deprem serileri ile hergun sismik kayitlara deger ureten bir bolge. Bir adali o kadar cok gecmis olsun telefonu geldi ki, sanirsin cok buyuk bir felaketin icinde yasiyoruz diye konusuyor.
Oysa asil deprem bu hafta bilim dunyasinda oldu. DNA molekulunun kasiflerinden James Watson, arsizcasina tuketilen antioksidanlarin, aksine kanserleri arttirabilecegini acikladi. Watson yasamini kanser calismalarina adamis nobel tip odullu gercek bir kahraman bilim adamidir.
Yasami tek bir fotograf karesi gibi dusunen, muzigi tek sesden dinlemege alismis veya sartlanmis pek cogumuz, o fotografda hep kendimizi perfect gormege ugrasiriz. Daima guzel, mutlu, akilli, kusursuz ve hep tok olacagiz. Oysa yasam akip giden fotograflar yigini koca bir filmdir. Bazen guzel, bazen cirkin, bazen gulen, bazen aglayan, bazen tok, cogu zaman da actir insan. Kanindaki degerler, mineraller, hormonlar, enzimler, vitaminler, antioksidanlar, bazen cikar, cogu zaman da duser. Neden hep normalde kalsin ki, normal denilen bir aritmetik ortalama degil midir ? Bir ortalamada surekli kalma cabasi, hep la basma gayreti icinde olmak demek degil midir?

Ada soguk, Ada ruzgarli, Ada’da yiyecek icecek zor. Usuyorsunuz, donuyorsunuz, yoruluyorsunuz… Sonra bir sicak ortam, biraz peynir ekmek ve de biraz sarap buldunuzsa o inen tum kan parametreleriniz bir sen zirve yapiyor ki saglik neymis hissediyor ve yasiyorsunuz. Koca bir filmin ve bir koncertonun ortasinda oldugunuzu anliyorsunuz o zaman. Ada sallansa da viz gelir tiris gider, dans saniyorsunuz.

wpid-DSC00128_PerfectlyClear_0001.jpg

Posted in Living in an island | Leave a comment

ADA Dieti ! ?

Meslegi ne olursa olsun, son yillarda herkes yemek uzerine ahkam keser oldu.

Gida endustrisine  guven azaldikca, bir buyuk ciglik olustu.

Ne cok makale, kitap ve haber var. Ne yemeli? Nasil yemeli? Organik mi? GDO’suz mu?

Bu konuya

Ne yememeli ?”

diye baslansa daha isabetli olacagi cok aciktir. Adali yukardaki sorunun karsiligini spontane pratigine gecirir. Adali yenmemeli seylerden pek bir sey yiyemez. Neden yiyemez ? Cunku karsi ana kitadan ona gelecek olan gida mamulleri ona transport nedeni ile pahaliya ulasacaktir.  Dolayisiyla gida sanayinin hedef kitlesi adali degildir. AVM’ler, supermarketler adalara acilmaz. Adaya sadece cok zorunlu maddeler gecer. Peki ne yer adali? Ne bulursa, ne tutarsa onu yer. Ya asar kurutur yer, ya da taze taze yer. Ot yer, balik yer, kus yer, yumurta yer. On bir bin yil onceki, buzul cagi sonrasi insanlari gibi beslenir *.

Oyle koca bas hayvani da yoktur adalinin. Olsa da o hayvan onun ada dostudur, kesmez. Ya sutunden, ya yumurtasindan gecinir, hayvaninini da gecindirir. Hayvan otlar ona sut yapar, kus eselenir, yumurta yapar. Ota, yeme ilave supplement katilmaz. Cunku adali elindeki mali satamaz. Hayvani cok sut yapsin cok yumurtlasin, satayim da cok para kazanayim derdinde de degildir. Cok da hayvan elinde tutmaz, bilir ki kis geldiginde onlara bakmak zahmetlidir. Kis olunca kuru baklagil ve hububatini tuketir. Bahar geldiginde de taze otlarini toplar, aci otdan bal yapar yer. Mevsimi gelir taze balik tutar yer. Adali aktarlara gitmez, adali internetden bitkisel urun siparisi vermez. Bilir ki o bitkiseller, ciftlik urunudur, zorlama tarimin, cogunlukla sahte sertifakalarin, suslu ambalajlarin icinde kimyasali cok, bitkiseli az urunleridir.

Adali temiz hava solur, gece iyi uyur. Gunes batinca yatar, gunes dogunca kalkar **,bilir ki az yese de  olur.

Adali dostdur, dusmani azdir, gamsizdir. Bagiyla, sebzesiyle, cicegiyle daha cok iletisim icindedir. Kalabalik insanlarin toplandigi havasiz mekanlari bilmez, boylece bakteri ve viruslerle nadiren tanisir, tanissa da bildigimiz anlamda hastalanmaz.

Adali sagliklidir, bilir ki doymasa da*** olur.

*) Tufek, Mikrop, Celik-  Dr. Jared Diamond

 **) Melatonin production falls if the lights are on   

*** ) Okinava Adası:

En uzun yasayanlar, Japonya’daki Okinava Adasi’nda bulunuyor. 100 yasina dek yasayan Okinavalilar, her yemek öncesi “Hara hachi hu”, yani “Yuzde 80 doydugumda artik yememeliyim” diyor.

Posted in Living in an island | Leave a comment

ADA Eylul’de Guzel…

Dunya  Savasi’ndan sonraki en  buyuk isgal ‘in ardindan ADA eski gunlerine geri donuyor. Eylul, bu cografyada ayri bir guzel. Deniz suyu daha sicak, ruzgarlar daha az rahatsizlik verici, renkler daha zengin, melankoli daha agir. Yasanilmisligin yorgunluguna karsit olarak  rahat ve huzur  servis ediliyor sanki.  KOCA KIS’i devirene, yine bir BAHAR ve YAZ hediye.

Bu satirlari, Ada Marina’da, Yaren Cafe’de, wireless internetden yaziyorum. Geceye yaklasirken hos bir serinlikde, bu kahvenin mudavimleri burayi doldurdular. Manzara ön planda sira sira dizilmis teknelerden, arka planda da iskele ve liman restoranlardan olusuyor. Yuruyuse cikmis adalilar, onunuzden resmi gecit yapiyorlar. Ada cayi icen musteriler cogunlugu olusturuyorlar. Sirada soguk birasini yudumlayanlar, okey oynayanlar var.

 

Bugunun degisik mekanlarda cekilmis fotolari asagidadir. Yuksek resolusyonda gormek icin lutfen uzerlerine tiklayiniz. Ayana’da denizin berrakligini ve hala devam eden temizligini gormege calisiniz.


.

Posted in Living in an island | 1 Comment

GALEA ADA’DAN DEMiR ALDI

Bu sabah 06.30 da, gun dogumunda, GALEA, hedef Cesme olmak uzere demir aldi. 90 mil yolu var; continue ruzgar hizi, 18 mil/h,  gusts 21 mil/h,  Kuzey-Dogu, hava acik, sicaklik 24 C.

Yolunuz acik olsun, iyi seyirler…

Posted in Living in an island | Leave a comment

TALAY BAGLARI KONUKEVi

Zehra Talay, Gurcan’in sinif arkadasi bir hanimefendi. Can isimli cok zeki,  piril piril bir oglu var. Talay Baglari Konukevi‘ni Sulubahce’de acmislar, isletiyorlar. Ogle saatlerinde onlara konuk olduk.

Ogleden sonra da Mehmet Talay bize tadim sundu ve saraphaneyi gezdirdi. Dolu dolu cok guzel bir gun gecirdik. Cavus Beyaz 2010  ve Pelazzi Cabernet Sauvignon 2009’ u cok begendik.

Fotograflari sizlerle paylasiyoruz.

Posted in Living in an island | 1 Comment